ARDA KALAN
Bugün hayatınızı anlatan bir belgesel yapılacak olsa, kimlerin sureti belirir ekranda? Kimler sizinle ilgili konuşmak için heveslenir? Hayatınıza bir yerinden dokunmuş olanlar sizin hakkınızda neler söylerler acaba? Neler duymayı beklersiniz?
Mesela anneniz doğduğunuz günden bahsederken, sizi kucağına aldığı o ilk anın coşkusunu yeniden yaşar mı?
Ya da babanız objektife gözünü dikip ‘evladımla hep gurur duydum’ der mi?
Kardeşlerinizin size olan bağlılığı perdeye bakanları imrendirir mi?
Dostlarınız, bugüne kadar yaşadıklarınızı nasıl özetlerler? Söyledikleri sizi şaşırtır mı? Hiç beklemediğiniz bir şey duyar mısınız?
Anlattıklarını izleyip onlara sarılmak ister misiniz bir daha?
Ya eski sevgililer? İlk akıllarına gelen ne olur?
Sadakat? Kuşku? Elinizin sırtlarında kalan sıcaklığı? Dostluk? Pişmanlık? Tutkulu günlere özlem?
‘Onsuz kalırsam ölürüm’ dediklerinize sizden ne kalmıştır acaba?
Evliyseniz eşiniz neler anlatır? Kendinden emin bakışlarla, bir daha dünyaya gelse yine sizinle evleneceğini söyler mi? Sizin eşiniz olmanın kıvancı gülümsemesinden seçilir mi? Sizinle karşılayacağı yarınlara duyduğu inancı, hayatınızın filmini ön koltukta izleyen gençler fark ederler mi?
Ne dersiniz?
Varsa çocuklarınız?
Sizden bahsedilince akıllarına gelen ilk duygu ne olur?
Mantıklı açıklamalarla dolu cümlelerden bahsetmiyorum? Hangi duygular içinde anlatırlar sizi?
Adınızı anmak onlara kendilerini nasıl hissettirir? Kaygılı? Huzurlu? Güven dolu? Neşeli?
Soruyu duydukları ilk anda gözlerinde ne görürsünüz?
Hayatınıza bir yerinden girmiş insanlardan ne duyarsanız mutlu olursunuz? Günlerinizi heba etmemiş olduğunuzu düşünmek için ihtiyaç duyduğunuz cümleler, bakışlar hangileridir acaba? Ya da ne duyarsanız vicdanınız sızlar, af dilemek için sabırsızlanırsınız?
Böyle bir olasılık karşısında benim merak edip soracağım çok soru var. Ama asıl önemli olanlar sizin kendinize soracaklarınız. İnce ince sızlayan yaralarınız nerelerde acaba, kimlerle ilgili? Uzun bir yolda direksiyon sallarken, kalbinize dokunan bir filmi izlerken, birilerinin anılarını okurken, nasıl yaşadığını az çok bildiğiniz birinin vedasına tanık olurken böyle şeyler hiç geçti mi aklınızdan, kendinize bu zor soruları sordunuz mu hiç?
Ben, 40 yaş belgeselimi 26 Mart akşamı, doğum günümde gözyaşları içinde izledim. Yanlış anlamayın öyle masraflı, profesyonel bir proje değildi bu. Ama karımın, ailemin, dostlarımın haftalar boyu uğraşıp emek vererek fotoğraflarımı, videolarımı taradığı, eski yazılarımı bulmak için çabaladığı, aralarında toplanarak üzerinde fikir yürüttüğü, üstelik bütün bunları yaparken bana hiç ipucu vermediği ‘kalpten bir prodüksiyon’ du… Büyüdüğüm evin, üniversite yollarında arşınladığım sokakların, cebimdeki son parayla oturup çay içtiğim pastanenin, gölgesinde nefeslendiğim ağaçların hepsini yeniden gördüğüm bir filmdi. Hafızamda gencecik, güzel bir kadın olarak kalmış ilkokul öğretmenimin, aradan geçen otuz seneye rağmen, pamuk saçlı ama hala güzel haliyle karşılaştığım bir şaşkınlıklar silsilesiydi.
İzledikten sonraki ilk birkaç günde ayaklarım yere basmadı. Hayatımda aldığım en güzel hediyeydi. Çok sevildiğimi, kıymetli olduğumu hissettim. Umarım sizin hayatınızda da, sizin mutluluğunuz için bu kadar uğraşan böyle şahane insanlar vardır. Kırkıncı yaş günümden bana kalacak olan da bu his olur muhtemelen; hayatımdaki insanların bana yaşattığı ‘ne şanslıyım’ hissi… Tabii, bu film bir doğum günü hediyesi olduğu için birazcık! kayırıldığımı fark ettim. Hayatımdaki yanlış kararlarla, hatalarım neticesinde kaybettiğim iyi insanlarla, utanç dolu anlarımla hiç yüzleştirilmedim. Şimdi böyle bir belgeseli ben hazırlıyorum zihnimde, hatalarımla yüzleşip kendimi affetmek için. Zira kendimizi affetmekten başka şansımız yok. Siz de, zihninizde de olsa kendi belgeselinizi çekerseniz haberleşelim. Belki film günleri yapar, birbirimize gözümüzün önünden geçen kareleri anlatırız, ne dersiniz?
Altı Nisan 2015
Serdar Çankaya
Psikolojik Danışman
3 Comments
Seni seviyoruz ☺
Tebrikler guzel insan☺
4 Nisan babamın doğum günüydü. Ben de babam için benzer bir şey hazırladım ama babama izletemedim. Nasıl engellendiğimi anlatırım bir gün. Harika bir yazı nice mutlu yıllara sevdiklerinizle!